17-25 Aralık Darbe Girişimi ve Ses Kayıtları iddiaları.

Eveeeeet gelelim günümüzün tartışma konusuna.

Şu meşhur konuşma kaydını bir inceleyelim.

Öncelikle şu sorunun “normal zeka seviyesinde” olan bir insan tarafından sorulması gerekir ; Bu kayıtlar kim tarafından tutuldu ve piyasaya sürüldü?

Bir kaydın doğru veyahut montaj olduğunu belirleyebilmek için önce o kaydın orjinaline ulaşıp testler yapılması gerekir. Tabi bu işlem sırasında kaydın kimler tarafından yapıldığı ve ortalığa çıkartıldığı soruları da cevaplanmış olur. Ancak ne hikmetse dikkat ederseniz kayıt ortaya çıktıktan hemen sonra tüm siyasi partiler olağanüstü toplantı düzenledi. Arkadaş bu kadar kısa sürede kaydın doğruluğu mu tespit ettiler? Kaynağını mı tespit ettiler? Yoksa piyasaya sürenleri mi tespit ettiler de apar topar tüm partiler olağanüstü toplantılar düzenlediler?

Bu işin aslı astarı için biraz daha eskilere gitmemiz gerekiyor. (Uzun bir yazı olacak ama ya adam gibi öğrenin ya hiç öğrenmeyin) Türkiye’de insanların çok büyük bir kısmının maalesef inanılmaz derecede cahil olmasından ötürü günlük malzemelerin çok büyük etkisi olmaktadır. Hatta geçmişte öyle şeyler vardır ki insana “ağlanacak halimize gülüyoruz” dedirtiyor. Bu konu ile alakalı bir kaç örnekten bahsederek günümüzde kime ve ne amaçla hareket edildiği daha net anlaşılabilir. CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Nesrin Baytok ile olan münasebeti neticesinde başkanlıktan istifa etmek zorunda kaldığını (umarım) biliyoruzdur. 2010 Yılında patlak veren bu kaset skandalının ardından Baykal apar topar başkanlıktan ayrılmış ve yerine son derece memnun olduğum (Bir Ak Parti’li olarak) ileri derecede geri zekalı Kemal Kılıçdaroğlu gelmiştir. 2010 yılında bu kaset ortaya çıkmasına karşın bir çok insan bunun yeni bir vak’a olduğunu zannetmiş ve skandal bir anda her tarafı sarmıştı. (Hatta sosyal paylaşım sitelerinde Behlül – Nuri Alço – Tecavüzcü Coşkun ile beraber fotoğrafları yayınlanmış ve “okeye aranan dördüncü bulundu” espirileri bile yapılmıştı) Ama bizim milletin anlamadığı nokta şudur ki, “O KASET İLK KEZ ORTAYA ÇIKMADI” 2010 dan yılllaaaaar önce zaten ortaya çıkmıştı. Küçük çaplı köşe yazılarından ibaret bile olsa bilinen bir gerçeği tekrar pişirip öne sürdüler. Bizim “ileri” insanlarımız da çok büyük marifetmiş gibi yaladı yuttu bu tarihi eser nitelikli Baykal kasedini. Peki neden Baykal? Bazı kesimler için çok garip gelebilir ama Recep Tayyip Erdoğan halen daha siyasi yasaklı iken gerekli yasak değişikliklerin yapılmasını sağlayan ve Tayyip Bey’in siyasete girmesini sağlayan kişi Baykal’dır. Sayın Baykal’da yapı itibariyle uzlaşmacı ve demokrat bir haldeki siyasetçidir. Uzlaşmacı yapısı ona bir çok kere Ak Parti’nin elemanı sıfatını yakıştırmış olsa da öellikle kriz dönemlerindeki uzlaşmacı tavrı sayesinde Türkiye için ehemmiyetli adımlar atmıştır. Burada çok net anlaşılıyor ki birileri uzlaşmacı tavır yerine kutuplaşan siyaseti tercih etmektedir. Ama işin ilginç yanı şudur ki o dönemlerde ismi parti merkezi ile sürekli anılan Mustafa Sarıgül, kaset skandalının hemen ardından kayboldu. Bir umut olarak bakılan Sarıgül’ün ortadan kaybolmasına karşın geçen dönem tekrar ortaya çıktı. Ortaya çıkar çıkmaz önce bir ABD seyahati ardından 17 aralık operasyonu ve bir kaset daha…

(Yıllar Önce) Uzlaşmacı Baykal’a karşı umut gösterilen Sarıgül, ve uluslararası ziyaretleri.
Ardından Baykal’a kaset tuzağı ve Sarıgül kayıp
(Yıllar Sonra) Türkiye için umut gösterilen Sarıgül ve uluslararası ziyaretleri (Cemaat ağırlıklı)
Ardından Erdoğan’a kaset tuzağı ve bakalım seçimlerden sonra muhtemelen adı yine okunmaz…

Buradaki ilginçliği anlamaması için insanın “ileri derecede” geri zekalı olması gerekir…

Aynı husus MHP kanadı için de geçerlidir. Mayıs 2011 yılında MHP’de patlak verek seks kasedinin ardından Bahçeli açıklamasından Başbakan’ın “kaset tezgahtarlarını ortaya çıkart yoksa gökkubbeyi başına yıkarız” diye seslenmişti. Aynı şeyler onların da başına geldi…

Ama MHP’de durum biraz daha farklı MHP’de yaşanan olayın mantıklı açıklamasını yapmak biraz daha zor çünkü temel kadro olarak sex konusu MHP için hiç mantıklı değildir zaten dikiş de tutmadı olay çok çabuk örtüldü millet yemedi… Ama CHP kanadına bakıldığında hepsi namus tellalı olduklarından bu tip iddialar silinmiyor…

CHP zaten belli eğer iddia ortaya atılacak ise ahlaki iddialar olur.
MHP’de işleri çok sakat ancak faşizm ile vurabilirler ki öyle de vurmaya çalışıyorlar.
Ak Parti’de ise cinsel içerikli ahlaki iddialar etmek neredeyse hayaldir. Düşünsenize Erdoğan’ın seks kasedi yayınlandı diye bir haber? Ulusalcılar bile poposuyla güler be bu habere!… İşte zaten siyasi partilere uygulanan tehditler de bu şekilde çalışıyor. Arkadaş hep sapık siyasetçiler CHP’den mi çıkıyor? Taaaaa Rıza Nur’un hatıralarının 4. cildinden başla 2010 yılına kadar gel… Arkadaş hep hırsızlar/hainler milli görüş veyahut muhafazakarlardan mı çıkıyor? Taaaa Kazım Karabekir’den al 17 aralığa kadar gel… İşte toplumun hassasiyeti burada belli oluyor. Solcuları sapıklıkla, milliyetçileri faşizmle, sağcıları da vatan hainliği veyahut hırsızlıkla suçlayabilirler… Başkasını yemez çünkü millet…

Mecvut kasete gelecek olursak ;

Konuşma detaylarına geçmeden önce ;

Devlet Başkanı’nın telefonlarının kriptolu (Özel şifreleme methodu ile bilgileri gönderip/alan) telefonlar olduğunu zaten tahmin ediyorsunuzdur. Ki Başbakan’da açıklamasında “kriptolu telefonları dahi dinlediler” sözünü bu yüzden söyledi. Ancak şöyle bir tuhaflık var ki bu tip özel şifrelenmiş cihazları takip edebilmek için çok üst düzey bir teknolojinizin olması gerekir. Bu teknoloji de muhtemel dostlarımız olan hiç bir müslüman ülkesinde bulunmamaktadır. (Kripto ve Kriptoloji hakkında bilginiz yok ise lütfen itiraz etmeden önce adam gibi araştırınız) ABD’de, Japonya’da, Almanya’da bu tip teknolojik imkanlara ancak kavuşabilirsiniz. (Rusya ve Çin’den dahi şüpheliyim) Burada şöyle bir sonuç çıkmaktadır ; “””ABD, Japonya veyahut Almanya meğer ne kadar büyük dostlarımızmış ki ülkemizde hırsızlık yapanları bize bildiriyorlar ve bizim milletin menfaatini düşünüyorlar””” Böyle bir şeyin olması mümkün mü? Yıllarca “bunlar ABD’nin maşası” “bunlar ABD istedi diye var” tarzı ithamlarda kimler bulunuyor du? Bugün eleştirdiğiniz o insanların ellerindeki teknolojiler ile ancak sağlanabilecek kayıtların “bizim menfaatimiz” için servis edildiğini mi iddia ediyorsunuz?

Ya tam bir VATAN HAİNİSİNİZ ya İLERİ DERECEDE GERİ ZEKALISINIZ yada O KADAR CAHİLSİNİZ Kİ EGONUZU TATMİN ETMEK İÇİN BAHANE ARIYORSUNUZ…

Konuşma detaylarına bakarsak ;

1) Başbakan oğluna “dinleniyoruz” diyor ancak ne hikmetse sohbet hiç kesilmeden devam ediyor.
– Siz sizi dinleyenlerin varlığını biliyor iseniz telefonla mı konuşursunuz yoksa başbaşa kalıpta mı konuşursunuz?

2) Her şey anlaşılıyor ama ne hikmetse isimlere gelince Başbakan anlamıyor ve isimler bastıra bastıra Bilal Erdoğan tarafından tekrar söyleniyor.
– Burada da açık bir şekilde belli ki o isimler bastıra bastıra birilerine anlatılmaya çalışılıyor.

3) Bilal Erdoğan’ın seni çok net lakin Başbakan’ın seni çok derinden geliyor. Hal bu ki kriptolu sistemlerde araya girme yaparak şifre çözülmesi gerçekleştirilir. Aksi halde bu çok büyük bir risktir. Kriptolu sistemlerde araya girme yapılırsa iki tarafında sesi üç aşağı beş yukarı aynı şiddette çıkar fakat bu konuşmada Bilal Erdoğan’ın sesi çok net geliyor ki böyle bir durum ancak Bilal Erdoğan’ın konuşma yaptığı “cihaz” konuşmalar kriptolanmadan önce elde edilebilir ise ortaya çıkar. Ancak böyle bir durumda da karşı tarafın sesi tam net olmasa bile oldukça net çıkar.

4) Operasyon başlayalı bir ay oluyor. Bir aydır neredeydi bu kayıtlar? Kim neyden dolayı bekledi? Gezi Parki olayları – 17 Aralık – 25 Şubat ve bir ay sonra seçim. Ak Parti’nin bu kadar bir parayı 3-5 ayda çalamayacağı bellidir. Eğer gerçekten hırsızlık var ise neden seçimlere bir ay kala bu kayıtlar ortalığa döküldü? Tıpkı 2010 yılındaki kayıttan sonra seçim için 1,5 senesi olan ve hiç bir adam gibi deneğimi olmayan Kılıçdaroğlu’nun gelmesi gibi tıpkı MHP’nin seçim öncesi başına gelenler gibi… Neden gizlendi?

5) Başbakan dinlendiğini ve paralel yapının ilk sinyallerini de seneler önce zaten bildirmişti. Cemaat – Ak Parti savaşının 3-5 aylık olduğunu sanan ahmaklar için tekrar yazayım Cemmat – Ak Parti savaşı senelerdir devam ediyor. Fark etmediyseniz gündemi takip etmiyorsunuz demektir gündemi adam gibi takip edin. Senelerdir devam eden, hat safhaya varan bir savaşın eşiğinde ve bir çok meslektaşının başına bu sebepten işler gelmiş iken “İSİMLER BASTIRILA BASTIRILA” paralar açık ve net söylenecek şekilde bir konuşma yapılır mı?

6) Seslerde kopmalar var bazı kelimelerin arası çok kısa bazılarının çok uzun. Böyle konuşmamı olur yahu?

Netice itibariyle itibarsızlaştırma tarihin her döneminde vardır. Kimisi yer kimisi yemez… Sizlerin yemeyen kitlelerden olmanız umuduyla…

Yazı 25.02.2014 Tarihinde yayımlanmış olup siteyi yeni kurmamdan dolayı sizlere de yeni ulaştırma fırsatı buldum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s